Blog rodajda henüz. Zorlamayalım hemen.

23.11.06

K1200 günü

Bugün motosiklete doydum. gerçekten uzun zamandır bu kadar yoğun bir sürüş şöleni yaşamamıştım. Aşkın, Vedat ve ben BMW'den test için K1200-r-s-gt alıp ağva sahil yoluna gittik. açıkçası günün sonunda tek hissettiğim tükenmiş olduğumdu. K serisi ile ilgili uzun bir yazı yazmayı planlıyorum. ancak şimdi beşiktaşta Mehmet'in evindeki "f" klavyeli bilgisayarda uzun bir yazı yazmak tek kelime ile işkence olacak.

bugün beni başka şaşırtan şey ise ağva yolunda Aşkın ve Vedat'ıninanılmaz hızı oldu. Ben daha motosikletlere adapte olmaya çalışırken onlar resmen alçak uçuş yapıyorlardı. Birkaç defa motosikletleri onların hızlarında kullandım ama kendimi çok rahatsız hissettim. motosikletler gerçekten güven verici karakterdeydiler. lakin sanırım detaylar ile fazla haşır neşir olmam yüzünden bazen temel sürüş noktalarını kaçırıyorum, ya da yaşlanmaya başladım. bazı konularda fazla tutucuyum sanırım. özellikle oraya varır varmaz daha ilk turu atarken birden aklıma felaket senaryoları gelmeye başladı. çok hiyicanlıydık, her şey rüya gibiydi. Muhteşem motorlar, sürüşüne güvendiğim arkadaşlar, harika bir yol... Tam murphy yasası için 10 numara ortam. 2. turun ortasında karşıdan gelen bir okul servisi benim şeridimi ortalayıp virajda karşıma çıkınca soğukkanlı bir refleksle kurtardım ama aynadan minibüse bakarken birden içim inanılmaz ürperdi. Bir an için minibüsün sol farına bakmıştım ve düzlükte aklımdan "ya saçmalasaydın ne olurdu? o fara kafadan girseydin?" 0,1 saniyelik bir hata, ve sonrası geldi aklıma. Hani dağ başında, alakasız bir yerdeyken bir an aklına gelir ya "ne işim var lan benim burda? napıyorum ben?" aynen öyle bir şey. bu durumlarda genellikle korkumun üstüne giderim. bu sefer de öyle yaptım ama bu güne kadar ne öğrendiysen o şekilde yap, grup psikolojisinden kurtul dedim kendime. Ancak şu var allah için bir an çok korktum. bugün kötü bir şey olmasın, hepimiz sağ salim verelim şu motorları istedim. En çok ta BMW ye motorları cillop gibi verirken mutlu oldum.

Dönüş yolunda açıkçası çocuklara hiçbir şey söylememeye karar verdim. Onların cesareti ve hızı etkileyiciydi. gölge etmek istemedim. Eğer ki onlar da benim hissettiklerimi hissetselerdi, kendilerini frenleyecek kadar olgun olduklarını biliyorum. Bir yandan gurur duydum, bu kadar sıkı sürebildikleri için bir yandan da 3 lü gidemediğimiz için üzüldüm. Çoğu zaman kendime motor üstündeyken bir şey olacağı düşüncesi pek korkutucu gelmiyor ama sevdiğim birine bir şey olması kabus gibi... -cut-

Şimdi evimdeyim. Hemen bir fotoğraf ekleme denemesi yapalım bakalım...



hehe oldu sanırım.

Eve gelirken yol bomboştu. Normalde benim bu yolu görünce "eve ne çabuk geldim yaw" diye böbürlenmem gerekirken yolda elim gazı çevirmekte pek isteksiz davrandı. Yaşlanıyorum kesin.
Feci yorgunum uyumak lazım.

20.11.06

İlk posta

Evet uzun araştırmalarım sonunda blog olayı (özellikle html) konusunda son derece az şey bildiğimi kabul ederek "nasıl daha ballı badem" tadunda bir blog yaparım olayını bırakıp yazmaya karar verdim. Hayırlı olsun. Zor işmiş valla "custom" blog yapmak. Efendi gibi alırım bi template yazarım ben.

Moturcunun günlüğü başlığı oldukça klişe. Kabul ediyorum. Varsın o da klişe bir şey olsun.

Bugün Aşkın efendi, vedat efendi ve Ercan Abi ile küçükyalıda A2 motur diye bir yere gittik. Maksat Aşkın'ın moturuna xenon far takmak. Lakin xenonun o yükseltici hırdavatını sokuşturacak bir yer bulunamadığı için yarına kaldı. Ercan Abinin moturuna "çakar" denilen göz oyucu lambalardan taktırdık.

Motur ile trafikte yol alırken görülmek açısından güzel bi icat. Lakin bolis amcalar görürse dert olabilir, orası ayrı. Şimdilik ben hala moturuma bir vida bile takmamış durumda bekliyorum. Arkadaşlar kullansın bi, test etsinler, biz de bakarız.

Dükkanda otururken gelen Yunus markalı bolis arkadaşlar ise baya ilginçti. Sürüş konusunda profesyonelce düşünmelerini pek beklemiyordum ancak her gün trafikte ordan oraya son sürat gitmek durumunda olduklarını düşününce çok riskli bir hayatları olduğunu lakin bu durumu sanki çok fazla idrak edememiş olduklarını düşündüm.
Yani risklerin bu kadar fazla olduğu bir mesleğin gerektirdiği riskleri düşünme-algılama -önlem alma metodları yoktu sanki. Mesleğe girerken sanırım ameliyatla alıyorlar o kısımları.


Ne zamandır aklımda olan bir konu var. Onu açalım biraz. Bir motosiklet sürücüsünü "iyi bir sürücü" diye niteleyebilmek için ihtiyacı olan unsurlar ile ilgili. Biraz hikaye kısmı uzun diye sitede yazmak istemiyordum. Zaten çok olgunlaşmış düşünceler de değiller henüz.

Bana göre 2 değişik meleke (valla en iyi bu kelime oturuyor buraya. Sözlük anlamı: Tekrarlama sonucu kazanılan yatkınlık, alışkanlık) Yani yetenek değil kastettiğim.

Birincisi fiziksel melekeler. Yani bir sürücünün motosiklet üzerindeki kontrolü, istediklerini motosiklete yaptırabilme becerisi. Yani bir çeşit cambazlık aslında. Özellikle Honda GS eğitiminde bu ayrım oluştu. Orada çoğunlukla fiziksel yetilerin (evet başka bir kelime daha buldum) geliştilmesi hedefleniyordu. Gerçekten önemli bir unsur elbette motosiklet sürme kabiliyeti. Ancak bana göre motosiklet sürücüsünün kalitesini belirleyen unsur bu değil. Motosikletini çok iyi kullanan bir sürücünün etkileyici olduğu gerçek ancak "iyi sürücü" sadece bu değil. Sadece acil durumlarda çok fazla önem kazanıyor bu yeti. Hayat kurtarma açısından geliştirmek gerekli. Gelin görün ki bu yeteneklerini iyi geliştirenlerin çoğu işi cambazlığa dökmekten hoşlanıyorlar. O yönde kendilerini geliştirmek daha iyi geri besleme sağlıyor belki de. Şov-alkışlar-ego tatmini, bir erkek daha ne ister ki?

İkincisi ise düşünsel melekeler. Yani biraz daha anlatması-kavraması zor ve zaman alan bir yeti. Aslında sonuçta uzu süre motosiklet kullanabilmek için asıl gerekli olan meleke bu. Fiziksel melekeler ortalamanın altında olsa bile düşünsel olarak yola daha dolu torba ile çıkarak "saf motosiklet" keyfi yaşamaya odaklanmış pek çok kadayıf amca var etrafta. Düşünsel olarak motosikleti daha genel çerçevede anlamaya çalışan, sürekli daha rafine ve güvenli sürüş için zihnini eğitmeye çalışan bir sürücü profili bu aslnda. Cambazlık dediğim fiziksel yeteneklerini her zaman ortalamanın üstünde tutmaya çalışmak ta bunun bir parçası, lakin olmazsa olmazı değil. Yani bir sürücü 20- 30 yıldan beri yüzbinlerce km yol yapıp ciddi bir kaza yaşamadan kendine bir sistem oluşturabilmiş (doğru yada yanlış ancak işe yarayan bir sistem olmalı) ise
tekteker yapamıyor diye onu bir kenara koyamazsınız.

Ne yazık ki pek çok sürücü için idol kişiler daha çok işin cambazlığını iyi kıvıran sürücüler olur. Benim için ise aksine binlerce kilometre yapmış, pek çok yer görmüş ve bir şekilde kendisini koruyabilmiş sürücüler idol görünüyor. Henüz yakınımda yakasına yapışıp deneyimlerini sömüreceğim böyle insanlar bulabilmiş değilim ama aramaya devam etmek lazım.

Hani deneyimli, ağır abiler vardır ya, benim anlattığım ile bu ağır abileri karıştırmamak lazım. baya benzerler birbirlerine. Lakin ben o ağır abiler ile pek anlaşamıyorum sanırım. Çünkü anlattıkları o inanılmaz teorilerde, iddialarda bazen o kadar basit hatalar yapıyorlar ki bütün öğrenme odağım bir anda uzayın derin karanlığına doğru yol alıyor. Sanırım öğrenme konusunda seçici bir insanım. Her insandan öğrenilecek bir şeyler olduğuna inanıyorum. Tamam. Ama alabileceğimi aldığıma inanırsam da orada durmaya tahammülüm pek az.

Biraz önce Vedat ile konuştum. Ona da söyledim. Hakkaten (ne afilli laf bu hehe) amma biriktirmişim ben. Yazarken neler geliyor aklıma. Forumlarda anlaşılamama kaygısı ile yazmaya öyle alışmışım ki burada o baskı olmayınca takır takır gidiyor valla.

bu günlük bitsin. Yarın devam ederiz. Ceptekiler bitsin daha güncel şeyler yazmak istiyorum zaten.

Test sürüşü

türkçe karakter sorunu ve template denemesi için...